fbpx

Ali Haydar Efendinin (K.S.) Vefatının 59. Sene-İ Devriyesi

Ali Haydar Efendinin (K.S.) Vefatının 59. Sene-İ Devriyesi

Uzun ömrü boyunca şeriattan ve Sünnet-i Seniyye’den zerre taviz vermemiş, Padişahların önünde dahi doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen karakterde bir şeyh olan Ali Haydar Efendi Hazretleri 1870 yılında Ahıska’da dünyaya geldi. Henüz iki yaşındayken annesini, dört yaşındayken de babası Molla Şerif Efendiyi kaybetmiştir. İlk öğrenimini Ahıska’daki İptidaiye Medreselerinde alan Ali Haydar Efendi, burada sarf ve nahiv ilmi (Arapça dilbilgisi) ile ilgilenmiştir. Kısa zamanda çalışkanlığıyla hocalarının dikkatini çektiğinden zamanın önemli ilim merkezlerinden olan Erzurum’a gönderilmesi kararı alındı ve Ali Haydar Efendi ilim talebelerinin hicret geleneğini yaşayarak 1894’te Erzurum Bakırcı Medreselerine başlamış oldu.

Ali Haydar Efendi ilme o denli büyük bir aşk beslerdi ki çalışırken uyuyakalmamak için alnını keskin bir demire yaslardı. İlminden ve güzel ahlakından etkilenen Erzurum’daki müderrisler, onu dönemde dini eğitim açısından dünyanın merkezi olan İstanbul’a göndermeye karar verdiler. Ali Haydar Efendi burada Beyazıt dersiamlarından Çarşambalı Hoca Ahmet Hamdi Efendinin talebesi oldu ve medrese eğitimini başarıyla tamamlayıp 1902’de Fatih Camii’nde ders vermeye başladı. İlim yolundaki ilerleyişi bununla da kalmayan Ali Haydar Efendi 1906 yılında ise kadı yetiştiren Medresetü’l-kudât’ı bitirmiştir. Saygın bir hoca olarak ilimde kendini ispatlayan Ali Haydar Efendi 1909 yılında fetvahânede fetva yazmak ile yetkilendirildi.

Ahıskalı Ali Haydar Efendi Hazretleri, 20. asrın başlarında Nakşibendî’nin Hâlidî şeyhlerinden olan Ali Rıza Bezzaz Efendi ile Bandırma’da tanışmasıyla birlikte o vakte değin mesafeli durduğu tasavvufa adım atmış oldu. Ali Rıza Bezzaz Efendi; dergâha kabul için henüz hazır olmadığını düşündüğünden onu Çarşambalı Hacı Ahmed Hilmi Efendi’ye gönderir, oradan da Maşlaklı Ali Efendi’ye gönderilecektir. Kılık itibariyle meczup görünümlü fakat oldukça nur yüzlü olan Maşlaklı Ali Efendi’nin kırık dökük evine kabul edildiğinde ise büyük âlim Ali Haydar Efendi nefis kırma yolculuğunu tamamlayıp mutasavvıf olur. Dergâha kabul olmasıyla birlikte, usta olduğu zâhiri ilimlerin yanı sıra bâtınî ilimlerin kapısı da Ali Haydar Efendi’ye açılmıştı. Ali Rıza Bezzaz Efendi’den kendi iç alemine yönelme (tasavvuf) dersleri aldı ve Seyr-u Sülukunu tamamladı, Efendinin vefatından sonra da Şeyh İsmet Efendi Dergâhının postnişini oldu.

1915 yılında Te’lif-i Mesail Heyeti reisliğine atanan Ali Haydar Efendi, buradaki çalışmalarının Sarayda karşılık bulmasıyla 1916-1923 yılları arasında şehzadelere padişah huzurunda verilen Huzur Derslerine muhatap olarak nezaret etti. İlminin büyüklüğü ve saygınlığı burada da tecelli etmiştir, İslam hukukunda adeta dönemin otoritesidir.

Ölümünün yaklaştığını düşünen Ali Haydar Efendi, irşâd vazifesini teslim edeceği kişiyi düşünürken bir gece rüyasında şeyhi Ali Rıza Bezzaz Efendi’yi görür. Şeyhin ‘’bu bizimdir, emanetini al’’ demesi üzerine Bandırma’ya giden Ali Haydar Efendi, şeyhinin mezarını ziyaret ettikten sonra Cuma Namazını kılmak için gittiği Haydar Çavuş Camiinde o dönem Bandırma’da askerliğini yapan Mahmud Efendi Hazretleriyle tanışır ve o günden sonra hep yan yana olurlar.

Dört mezhebin fıkhı kaybolsa ezberden yazdırabilecek kadar büyük bir ilim sahibi olan Ali Haydar Efendi (k.s.), 1 Ağustos 1960’ta İstanbul’da vefat etmiş ve Edirnekapı Sakızağacı Kabristanlığında defnedilmiştir. Ömrünü talebe yetiştirmeye vakfeden ve ilmiyle bizlere yol çizmiş olan velinimetimizi vefatının 59. sene-i devriyesinde rahmetle anıyoruz.


Web Tasarım & Yazılım