fbpx

Srebrenitsa Katliamı

Srebrenitsa Katliamı

11 Temmuz 1995’de Avrupa’nın göbeğinde ve tüm dünyanın gözleri önünde insanlığın utanç günlerinden biri yaşandı. 8000’den fazla müslüman acımasızca katledildi. 2. Dünya Savaşından sonra yapılan en büyük insanlık suçlarından biri olan katliamın perde arkasında ise ayrı bir dram saklı.

Srebrenitsa Yugoslavya’nın 1992 yılında çöküşünün ardından Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırıma müdahale eden Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 6 güvenli bölgeden biriydi. Burada nüfus 24 binden, 60 bine çıkmıştı. Sığınmacılar bir yandan açlık, bir yandan bulaşıcı hastalıklar ile başa çıkmaya çalışıyor, ölüm kalım mücadelelerini sürdürüyorlardı. Güvenli bölge diye adlandırılan yer adeta bir toplama kampına dönüştürülmüştü. En acısı da müslümanların elindeki tüm silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplandı. Savunmasız bırakılan müslümanlar, ellerinden alınan silahları geri almak için defalarca başvuru yapsa da talepleri kabul edilmedi. Bölge halkını korumak ile yükümlü olan BM Barış gücü komutanı hollandalı General Thom Karremans askerlerine şehri boşaltmayı emrederek, kendisine sığınan canları Sırp Kasabı Ratko Mladiç’e teslim etti. Ratko Mladiç komutasındaki VRS (Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu) birlikleri Srebrenitsa’ya  girerken Mladiç kameralara şunları diyordu: “Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa’dayız. Bu kenti Sırp milletine armağan ediyoruz. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir.”

Bir hafta süren katliamda çocuklar ve kadınlar da dahil 8372 müslüman canice katledildi.

Katledilmeden önce tecavüz ve işkence gibi bir çok eziyete maruz bırakıldı. 1000’den fazla müslüman ise bugün hala kayıp.

Yaşanan tüm acıları unutmuyor ve insanlığın bu utanç gününü; müslümanlara yapılan zulmü lanetliyoruz. Katliamda hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.