İslam’a İlk Kucak Açan Ülke HABEŞİSTAN

Bununla birlikte ülkenin diğer birçok bölgesinde İslamiyet’in hatırı sayılır derecede yaygın olduğu gözlemlenebilmekte. Desi bölgesinde 500-600 senelik medreseler hala faal bir halde İslami ilimlerin okutulduğu, hafızların yetiştiği bir bölge. Yine bu bölgede 1200 senelik mescitlere rastlıyoruz. Sahabe-i Kiram Efendilerimizin kullandıkları kaplar hala saklanıyor. Habeşistan’ın bereketli havasından ülkedeki yerli din kardeşlerimiz de nasibini almış. Güler yüzlü, içten ve din için atılan her samimi adımı büyük bir çoşkuyla karşılayan candan kardeşler. Onlarla beraber çalışma yapmak da ayrı bir lezzet. Gözleri Türkiye’de. Bizden gelecek maddi ve manevi destekleri dört gözle bekliyorlar. İslam coğrafyasının ilk masum çocuğu Habeşistan bizden ümidini yitirmiş değil.
Efendimiz (s.a.v.)’e ilk kucak açan, sahabeleri ilk ağırlayan bir ülke Habeşistan. Geçmişi çok eski uygarlıklara kadar varıyor. Birçok dilin konuşulduğu bir ülke konumunda. Ülkenin başkenti Addis Ababa. Türkçe karşılığıyla ‘’Yeni Çiçek’’ demek. Ülke nüfusunun % 60’ını Müslümanlar oluşturuyor. Lakin ne yazık ki ülkede bir azınlık gibi muamele görüyorlar. Habeşistan denilince aklımıza Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Süleyman (aleyhisselam) ve Belkıs kıssası ve İslamın ilk erleri sahabe-i Kiram Efendilerimize kucak açan Necaşi geliyor. Hüdhüd’ün kendisinden Süleyman (aleyhisselam)’a haber gönderdiği Belkıs Aksum’dan bu toprakları yönetiyordu. Yine Kabe’yi yıkma girişiminde bulunan Ebrehe o zaman ki Habeşistan Krallığına bağlı yemen valisiydi. İslam’a ilk kucak açan, Peygamber Efendimiz’in cenaze namazını gıyabında kıldırdığı Necaşi’nin ülkesi de Habeşistan’dı. Burası Cafer b. Ebi Talib (radıyallahu anh) Efendimiz’den Meryem Suresini dinleyen ve vahye karşı sahip olduğu o pek güçlü hissiyatına hakim olamayan Necaşi Ashame’nin göz yaşlarının inci inci damladığı topraklar. Habeşistan tüm bu saydıklarımızın yanında yine öyle bir çağrışıma sahip ki: bu çağrışıma konu olano pek güzide insan İslam’ın şiarı olan ezanlarla her daim hatırladığımız yad ettiğimiz biri: Habeşistanlı Bilal-i Habeşi (radıyallahu anh) Efendimiz. Böylesine özellikleri haiz bu ülke ne yazık ki şu an misyonerlerin cirit attığı, genç neslin Hiristiyanlaştırılması için her türlü propagandayı yaptığı bir ülke. Ülkede hızla kiliseler inşa edilmekte. Başkent Addis Ababa’da bir çok dükkan haç işaretleri ile dolu. Başkentin birçok yerinden kilisede okunan ilahiler duyulabiliyor.

 

EFENDİ HAZRETLERİMİZ’İN SİSTEMİNİ HABEŞİSTAN’A GÖTÜRÜYORUZ…

 

İDDEF Koordinatörü Mehmet TURAN Hocamız Afrika ülkeleri ve diğer ülkelere götüreceğimiz hizmetle alakalı şunları söylüyor:
EFENDİ HAZRETLERİMİZ’İN SİSTEMİNİ HABEŞİSTAN’A GÖTÜRÜYORUZ…
‘’Dünyanın her yerine medrese açmanın bir plan ve programı olması lazım. Şimdi sultanımızın yaptığı çalışmayı bir hatırlatayım. Önce köşe köye,diyar diyar dolaştı. Dolaşırken tebliğ ve davet sunduğu, her karyede bir tohum attı. Neydi o tohum : Mutlaka ve mutlaka burdan bir talebe İstanbul’a gelmeli, okumalı acilen hoca olup beldesine, karyesine dönmeli. Şimdi bunu Etiyopya’ya kıyas edebiliriz. Çünkü günümüz Türkiye şartlarında İstanbul’da doğup yetişmiş bir hocanın doğuda hizmet etmesi pek mümkün görünmüyor.
İşte bu yüzden sultanımız bize iyi bir örnek sundu. Karyerlerin kendi halkından talebeleri İstanbul’da okumaya teşvik ederek onların hoca olmasını ve acilen karyerlerine hizmete koşmaları yolunu izledi.

‘’Bu dünya Allah’ın Medresesi, İnsanlar Allah’ın talebeleridir. Allah’ın talebeleri, Allah’ın kitabını okur…’’ Mahmut Efendi Hazretleri (kuddise sirruhu)