Çad, Orta Afrika’da yer alan, denize kıyısı olmayan ve dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olarak kabul edilen bir ülkedir. Ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanan Çad, yıllardır kuraklık, gıda güvensizliği, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve altyapı yetersizlikleriyle mücadele etmektedir.
Siyasi istikrarsızlık ve silahlı grupların varlığı, ülkenin kalkınma sürecini sürekli olarak sekteye uğratmaktadır. Nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanlarda yaşamakta ve temel hizmetlere ulaşmakta ciddi zorluklar çekmektedir.
Son yıllarda Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kamerun gibi komşu ülkelerde yaşanan çatışmalar nedeniyle çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan Çad, sınırlı kaynaklarıyla hem kendi halkının hem de mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Bu durum, ülkeyi derin bir insani krizle karşı karşıya bırakmıştır.
Sudan’da 2023 yılından bu yana devam eden şiddetli çatışmalar, milyonlarca insanın evlerini terk etmesine yol açmıştır. Güvenliğini kaybeden siviller, komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmış; bu ülkelerden biri olan Çad, 2024 yılı itibarıyla Sudanlı mültecilerin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaparak dünyanın en büyük göç krizlerinden birinin merkezine yerleşmiştir.
Ancak Çad, bu ağır yükü taşımakta oldukça zorlanmaktadır. Uzun yıllardır yoksulluk, altyapı eksiklikleri ve kuraklıkla mücadele eden ülke, şimdi de yüz binlerce mültecinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır.
Sudan’da yaşanan çatışmalar neticesinde büyük bir göç alan Çad, zaten yoksul bir ülke olmasının yanında artan nüfusla birlikte verdiği mücadeleyi daha da ağırlaştırmak zorunda kalmıştır. Ülkede yaşanan başlıca insani krizler şu şekilde sıralanabilir:
Uluslararası yardım kuruluşları ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde Çad’da birçok alanda insanî yardım çalışmaları yürütülmektedir. Yapılan başlıca yardımlar şunlardır:
Tüm bu çalışmalara rağmen Çad’da yaşanan insani krizler her geçen gün daha da derinleşmektedir. Mevcut yardımlar, artan ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalmaktadır. Krizin temel nedenleri ortadan kaldırılmadıkça, yapılan yardımlar geçici çözümler olmaktan öteye geçememektedir.