Cami İhya Projesi

Cami İhyası: Müdafaa ile Yükselen Diriliş

“Cami ihyası bazen tek ayak üzerinde verilen bir müdafaa ile bazen de imkânsızlık sebebiyle yarım kalmış bir mabede sahip çıkmakla olur.”

Cami İhya Projesi
Cami İhya Projesi
Cami İhya Projesi
Cami İhya Projesi

İhya, sadece taş üstüne taş koymak değildir. İhya; bir caminin minaresinden yükselen ezanı, bir çocuğun kalbinde filizlenen imanı, bir ümmetin ortak hafızasında diri tutulan izzeti yeniden ayağa kaldırmaktır.

Müdafaa ise yalnızca kapıya dayanan tehdide karşı durmak değil; inancın, umudun ve kardeşliğin onurunu savunmaktır. Bazen bu iki kavram aynı noktada birleşir: Bir caminin avlusunda, bir insanın yüreğinde, bir ümmetin duasında…

Tek Ayak Üzerinde Bir Müdafaa: Şeyh Rahimullah

Nepal’in Rautahat kentinde yaşanan hadise, müdafaanın nasıl tek bir bedende tecessüm edebileceğini gösteren ibretlik bir örnektir. Yüzlerce radikal saldırganın hedef aldığı bir cami… Öfkenin ve nefretin kuşattığı bir kalabalık… Ve onların karşısında, tek başına duran engelli bir mümin. Tek bacağıyla, fakat dimdik bir imanla.

Bu kahraman, Şeyh Rahimullah’tır.

Onun hikâyesi sadece bir direniş hikâyesi değildir; aynı zamanda sabrın, çilenin ve yeniden dirilişin hikâyesidir. Çocuk yaşta yoksulluğun ağır yükünü omuzlarına almak zorunda kaldı. Rızkını kazanmak ümidiyle ailesinden uzak diyarlara gitti. Ancak kader onu merhametsiz insanların eline düşürdü. Çalıştırıldığı kişi, insanlıktan nasibini almamış bir hırsla onun bedenine zarar verdi; bir uzvunu kaybetmesine sebep oldu. Ardından yıllarca onu sömürdü, dilenmeye zorladı. On beş yıl boyunca hem bedenî hem ruhî bir esaret yaşadı.

Fakat zulüm, onun imanını kesemedi.

Bacağı kesilmişti ama secdesi eksilmemişti. Bedeni yaralanmıştı ama kalbi teslim olmamıştı. Nihayet özgürlüğüne kavuştuğunda, hayatını Allah’ın evlerine hizmete adadı. Ve o gün, Rautahat’ta onlarca saldırgan camiye yöneldiğinde, o geri çekilmedi. Tek ayağı üzerinde caminin kapısında durdu ve bastonuyla saldırganları bertaraf etti. O, müdafaanın ete kemiğe bürünmüş hali idi. Bir camiyi savunmak, sadece duvarları değil; ümmetin onurunu savunmaktı.

Bangladeş’te Yarım Kalan Bir Cami

Bugün bizler, Vuslat Derneği olarak başka bir coğrafyada, Bangladeş’te yarım kalmış bir caminin yanında duruyoruz. İmkânsızlıklar sebebiyle inşaatı durdurulmuş, duvarları yükselmiş ama çatısı tamamlanamamış bir mabed… İçinde ezan hasreti var, cemaat hasreti var, çocukların Kur’an sesi hasreti var.

Bir cami, ihya bekliyor.

Şeyh Rahimullah’ın tek ayak üzerinde yaptığı müdafaa nasıl bir diriliş sembolüyse, bizlerin yarım kalmış bir camiyi tamamlaması da aynı ruhun devamıdır. Çünkü müdafaa, bazen bir saldırıya karşı göğsünü siper etmekle olur; bazen de yoksulluğun, çaresizliğin ve unutulmuşluğun ortasında bir camiyi ayağa kaldırmakla.

İnşası yarım kalan camimizin iç-dış sıva ve fayans işlerini, elektrik tesisatını, kapı pencere imalat-montajlarını ve boya-badana işlerini tamamlamak desteklerinizle mümkün. İhya edilen camimiz, sadece ibadethane değil düğün, davet, toplantı ve çeşitli etkinlerin düzenlenebileceği merkezi bir yapı olacak.

Cami İhya Projesi

Bir İsmi Yaşatmak, Bir Ruh Hâlini Yaşatmak

Bangladeş’teki bu camiyi tamamladığımızda sadece bir binayı bitirmiş olmayacağız. Bir ümidi tamamlamış olacağız. Bir neslin secde edeceği zemini hazırlamış olacağız. Bir beldede İslam’ın şiarını yeniden güçlü kılmış olacağız.

Ve bu camiye, Nepal’de tek başına bir mabedi savunan o yiğit müminin adını vereceğiz: Nepalli Cami Müdafi Şeyh Rahimullah Cami. Bu isim, sadece bir hatıra olmayacak; ihya ve müdafaanın sembolü olacak. Her ezan okunduğunda, her saf tutulduğunda onun cesareti hatırlanacak.

İhyaya Ortak Olmaya Davet

Camiler taşla değil, fedakârlıkla inşa olur. Minareler betonla değil, adanmışlıkla yükselir. İhya; bazen tek ayak üzerinde dimdik durabilmektir, bazen de yarım kalmış bir hayrı tamamlamaktır.

Geliniz, bu ihya hareketine ortak olalım. Bir mabedi ayağa kaldırırken, aslında kendi kalplerimizi de ayağa kaldıralım. Müdafaa ruhunu, ihya gayretine dönüştürelim.

Zira Allah’ın evlerine sahip çıkmak, ümmet olmanın en güzel nişanesidir.